enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,8053
EURO
20,4336
ALTIN
1.164,91
BIST
5.191,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Hafif Yağmurlu
10°C
Trabzon
10°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
10°C
Salı Hafif Yağmurlu
7°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
7°C
Perşembe Az Bulutlu
11°C
RESİM AÇIKLAMASI

Tüketim Toplumundan Çıkmalıyız

Tüketim Toplumundan Çıkmalıyız

Turan Tuğlu / Gümüşhane

Ülkemiz uzun yıllardan beri üretim toplumu olmaktan çıkmış, tüketim toplumuna dönüşmüştür.

Tüketime dağlar dayanmaz. Çünkü ülkemiz çok geniş petrol yataklarına sahip bir ülke değil. Piyasa değeri çok yüksek olan madenlerimiz de henüz ortaya çıkmış değil.

Her türlü gereksinimimizi dışardan satın alarak ne kadar süre dayanabiliriz?

Diyelim ki, günümüzde değerli olan altın gibi birkaç madenimiz ortaya çıktı. Bu durumda da, diğer ihtiyaçlarımızın karşılanması için dışarıya bağlı konuma gelmeyecek miyiz?

Lozan’da, İngiliz Dış işleri Bakanı ne demişti İsmet Paşaya?

“Hiçbir isteğimizi kabul etmiyorsunuz. Yarın, harap olmuş ülkenizi kalkındırmak için paraya ihtiyacınız olacak. Para da bizde ve Amerika’da var. O zaman, bize gelecek, para isteyeceksiniz. Biz de, reddettiğiniz her şeyi bir, bir çıkarıp karşınıza dikeceğiz”

İsmet Paşa’nın yanıtı; “Sizden gelip para istersek, vermezsiniz!”

İsmet İnönü’nün dediği gibi oldu. Hem Osmanlı İmparatorluğunun borçlarını kuruşu kuruşuna ödedik, hem de ülkemizi kısa zaman da (Tüm yaraları sararak) kalkındırma yoluna girdik.

Ancak başımızda bütün dünyanın takdir ederek kabul ettiği Atatürk gibi eşsiz bir devlet adamı vardı.

Şimdi ne var?

Yalnız 1930’lu yıllarda değil, yarım yüz yıl öncesine kadar özellikle gıda sektöründe kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydik dünyada. Şimdi, hayvanlarımızın ihtiyacı olan samanı bile dışarıdan alıyoruz.

Kalkınmamızın, gelişmemizin tek koşulu, tüketim toplumu olmaktan çıkıp, üretim toplumuna dönüştürmek zorundayız ülkemizi.

Ülkemizin üç yanı da, denizlerle çevrili. Şimdilik yeterli akarsularımız var. Ekilebilir arazilerimiz var. Ormanlarımız var. Yaylalarımız var. Yani, un var, şeker var, yağ var, helva yapıp yiyemiyoruz.

1930’lu yıllara dönmememiz lazım. Boş laflarla ülkemizi bir adım ileriye götüremeyiz. Kaynaklarımızı yeniden saptayarak, bir süre önce kaldırdığımız planlı kalkınma dönemine girmek zorundayız.

Ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını harekete geçirmeliyiz. İnsan gücümüz de var, yeter ki bilim yolunu seçerek işe koyulalım.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.