enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,1029
EURO
17,3438
ALTIN
966,78
BIST
2.375,00
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Az Bulutlu
17°C
Trabzon
17°C
Az Bulutlu
Çarşamba Açık
20°C
Perşembe Açık
22°C
Cuma Parçalı Bulutlu
25°C
Cumartesi Az Bulutlu
27°C
RESİM AÇIKLAMASI
RESİM AÇIKLAMASI

Prof. Dr. İhsan Günaydın: Enflasyon Şaşırtmıyor!

Prof. Dr. İhsan Günaydın: Enflasyon Şaşırtmıyor!
07.05.2022
A+
A-

Türkiye ekonomisinde ilginç gelişmeler yaşanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2022 Nisan ayı enflasyonu rakamlarını açıklamasından sonra tüketici fiyatlarının yüzde 7.25 oranında arttığı bildirildi.

Bunun yanında yıllık tüketici enflasyonunun ise yüzde 69.97 olduğu açıklandı.

Deva Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Prof. Dr. İhsan Günaydın, “Üretici fiyatları yüzde 7.67 artarak yüzde 121.8 olmuştur. Üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasında 51.85 puanlık rekor fark oluşmuştur. Bu durum, kısa vadede enflasyonun düşmesi yönündeki umutları olumsuz etkilemektedir” dedi.

Prof. Dr. Günaydın, Türkiye’nin enflasyonda yeni rekorlarla yüz yüze olduğunu ifade ederek şöyle devam etti.  

Tüketici enflasyonu son yirmi yılın zirvesinde

“Tüketici fiyatları, 2022 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 7,25, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 31,71 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon 8.83 puan artarak yüzde 69,97 olmuştur. Bu enflasyon rakamı, Şubat 2002’de görülen yüzde 73.1’lik seviyeden sonra 20 yılın en yüksek rakamı olmuştur.  Ancak, mayıs ayında da enflasyon artışının devam ederek yeni bir zirvenin görüleceğini söyleyebiliriz. Yüzde 69.97’lik enflasyon oranı ile Türkiye dünyada 6.sıraya yükselmiş oldu. Venezüela yüzde 284 ile birinci, Sudan yüzde 260 ile ikinci, Lübnan yüzde 208 ile üçüncü, Suriye yüzde 139 ile dördüncü, Zimbabve yüzde 96.4 ile beşinci ve Türkiye yüzde 69.97 ile altıncı sırada yer almıştır.

Tüketici enflasyonu ile Merkez Bankası’nın politika faizi arasındaki fark ise 56 puan ile başka bir rekoru göstermektedir. Enflasyonun yüzde 70’e ulaştığı bir durumda Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 14’te tutmaya devam etmesi açıklanması zor bir durum oluşturmaktadır. Açıklanması zor başka bir durum ise, tüketici enflasyonunun Merkez Bankası’nın enflasyon hedefi olan yüzde 5’in 14 katına ulaşmış olmasıdır.

Gıda enflasyonu yüzde 90’a ulaştı.

Tüketici enflasyonu(TÜFE) ana harcama grupları itibarıyla aylık en yüksek artış sırasıyla, %13,38 ile gıda ve alkolsüz içecekler, %7,43 ile konut, %6,96 ile giyim ve ayakkabı oldu. Yıllık en yüksek artış ise %105,86 ile ulaştırma, %89,10 ile gıda ve alkolsüz içecekler ve %77,64 ile ev eşyasında oldu. Fiyatı en çok artan 20 ürünün 17’si gıda ürünüdür.

Gıda fiyatlarındaki aylık yüzde 13.38’lik artış ile gıda fiyatlarının yıllık artışı yüzde 89.1 olmuştur. Gıda grubunda yer alan yaş meyve ve sebze fiyatları nisanda yüzde 21’lik artışla yıllık artış yüzde 104.77 olmuştur. Ekmekte ise fiyat artışı yüzde 86 olmuştur.

Aylık olarak fiyatı en fazla artan ürünler, yüzde 69.30 ile kuru soğan, yüzde 45.27 ile kıvırcık, yüzde 42.26 ile domates, yüzde 41.10 ile patates ve yüzde 36.78 ile toz şeker olmuştur.

Özel kapsamlı TÜFE göstergelerine baktığımızda ise işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE (B Grubu) göstergesi yıllık yüzde 57.20, enerji gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE(C grubu) göstergesi ise yüzde 52.37 artmıştır. Bu rakamlar, yüksek enflasyonun nedeninin küresel nedenlerin yanı sıra yanlış ekonomi politikalarının sonucu olduğunu göstermektedir.

Üretici enflasyonu son 27 yılın zirvesinde

Üretici enflasyonu(Yİ-ÜFE) ise  2022 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre %7,67, bir önceki yılın Aralık ayına göre %39,23 ve  bir önceki yılın aynı ayına göre %121,82 artış gösterdi. Buna göre üretici enflasyonu nisandaki yıllık yüzde 121.82’lik artış ile Mart 1995 yılında görülen yüzde 144.3’lük seviyenin ardından 27 yılın zirvesine çıkmıştır.

 Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %125,88, imalatta %112,08, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %247,50 ve su temininde %63,17 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında %122,65, dayanıklı tüketim malında %81,33, dayanıksız tüketim malında %96,37, enerjide %229,68 ve sermaye malında %77,40 artış olarak gerçekleşti.

 Enflasyonla etkili mücadele yok

 TCMB, yayımladığı Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu’nda uluslararası emtia fiyatları ile tedarik sorunları tüketici fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini, tüketici yıllık enflasyonundaki artışın alt gruplar geneline yayılırken bu gelişmeye en belirgin katkının başta gıda olmak üzere enerji ve hizmet gruplarından geldiğini belirtmiştir.  Üretici fiyatlarını ise emtia fiyatlarındaki yüksek seviyelerin, tedarik zincirlerindeki aksaklıkların ve yurt içi enerji maliyetlerindeki artışların olumsuz etkilemeye devam ettiğini belirtmiştir.

Türkiye’de enflasyonun yüksek olmasında yukarıda belirtilen nedenlerin yanı sıra döviz kurlarındaki artış, beklentilerin iyice bozulması, çok yüksek negatif reel faiz, yurtiçi talep artışı, enflasyon ataletinin oluşması ve enflasyonun kendi kendini besler hale gelmesi,  parasal genişleme ve Merkez Bankası’nın güvenilirliğinin düşmesinin etkili olduğu söylenebilir. Enflasyonun düşmesi için bunlarla mücadele edilmesi gerekir. Ancak, enflasyonla mücadele Merkez Bankası’nın asli görevi olmasına rağmen yıl sonu enflasyon tahminini üç ay içinde 19.6 puan revize ederek yüzde 23.2 den yüzde 42.8’e yükseltmesi Merkez Bankasının analizlerinde sorun olduğunu göstermekte ve güvenilirliğini zedelemektedir.

 Yaşanan bu yüksek enflasyon sürecinin mutlaka tersine çevrilmesi gerekmektedir. Ancak, yüksek enflasyonun nedenlerinin teşhisinde sorun olduğu gibi tedavi için de ciddi önlemlerin alınmadığı görülmektedir. Enflasyonla mücadelede, ciddi tedbirler almak yerine en ucuz ürün hangi markette onu görebilmek için Birlikten Berekete Uygulaması geliştirmek, marketleri denetlemek için enflasyon timleri kurmak ve bin tane Tarım Kredi Kooperatifi Marketi açmak gibi etkisiz ve geçici tedbirlere müracaat edilmiştir. Halbuki, çok yüksek düzeye erişmiş bir enflasyonu düşürmek ve tek haneli düzeylere indirerek o seviyelerde tutmak ancak kapsamlı bir ekonomik program hazırlayıp uygulamak, yapısal reformlar yapmak ve kaynak girişini artırmakla başarılabilir. Yüksek enflasyonu bütün dünyanın sorunudur şeklinde açıklamak mümkün değildir. Faiz düşünce enflasyonda düşecek tezine dayalı uygulamalarla da sorun çözülmez. Kaldı ki bu tezin geçerli olmadığıaçıklanan enflasyon rakamlarından da açıkça görülmektedir.

Türkiye’de Merkez Bankası, 23 Eylül- 16 Aralık 2021 tarihleri arasında politika faizini 5 puan düşürerek yüzde 14’de çekmiştir. Daha sonraki aylarda ise faizleri yüzde 14’de sabit tutma yoluna gitmiştir. ABD Merkez Bankası FED ise, yüzde 8.5 olan  enflasyonu düşürmek için faizi 50 baz puan arttırma yoluna gitmiştir. Karar metninde, “enflasyon risklerine karşı oldukça dikkatliyiz” ifadesi yer aldı. Kararın ardından konuşan FED Başkanı Jerome Powel konuşmasında enflasyonun düşürülmesinde FED’in görevine vurgu yapmıştır. Konuşmasında, “enflasyon çok yüksek(%8.5). Bunun  ABD halkına getirdiği yükü anlıyoruz ve enflasyonu düşürmek için hızla önlem alıyoruz. Enflasyonu yüzde 2’ye düşürmek biraz acı verici olabilir, ancak yüksek enflasyon ile mücadele etmemek daha acı verici olur” dedi.

 

 Bizdeki yüzde yetmişler düzeyindeki enflasyonu düşürmenin ise çok daha acı vereceği ve büyük fedakarlıkların yapılmasını gerektireceği çok açıktır. Önemli olan enflasyona neden olacak politikalardan kaçınmaktır. Enflasyon ortaya çıkınca ve bizim gibi çok yüksek seviyelere çıkınca onunla mücadele etmek zor ve acı verici olmaktadır. Maalesef enflasyon çok yüksek düzeylere çıkmış olmasına rağmen enflasyonla ciddi bir mücadele yapılmamaktadır. Ülkemizde enflasyon artarak rekorlar kırarken enflasyonla mücadele etmekle görevli olan Merkez Bankası bilimsel gerçekler ve ülke uygulamaları çerçevesinde politikalar uygulamak yerine izleme konumunu sürdürmektedir. Seçime kadar da enflasyonla mücadele edilmeyeceği anlaşılmaktadır. Seçim sonrası ise çok daha yüksek enflasyonla mücadelenin acısını hepimiz derinden hissedeceğiz.

 

Sadece ihracat değil ithalat ve dış ticaret açığı da rekor kırıyor

 

Dış ticaret rakamlarına ilişkin açıklamalarda bilinçli olarak hep ihracat rakamları vurgulanmakta ve ihracattaki rekorlardan bahsedilmektedir. Bu tabi ki sevindirici bir durum. Ancak, ihracatın yanı sıra ithalatta da rekorlar kırılmakta ve dış ticaret açığı rekor düzeylere erişmektedir. Bu iki huşu ise hiç vurgulanmamaktadır.

 

2022 yılı Nisan ayına ilişkin açıklanan rakamlara baktığımızda geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 24.6 artışla 23.4 milyar$, ithalat yüzde 34.9 artışla 29.5 milyar$ ve dış ticaret açığı yüzde 98.1 artışla 6.1 milyar$ oldu. 2022 yılı Ocak-Nisan döneminde ise geçen yılın aynı ayına göre ihracat  yüzde 21.7 artışla 83.6 milyar$, ithalat yüzde 40.1 artışla 116.07 milyar$ ve dış ticaret açığı yüzde 129.7 artışla 32.5 milyar$ oldu. Rakamlardan da anlaşılacağı gibi ihracat artış rekoru kırarken ithalat ve dış ticaret açığı da aynı şekilde artış rekoru kırmıştır. Dış ticaret açığındaki bu artış cari açığında artmaya devam edeceğini göstermektedir. Dolayısıyla gerek enflasyon rakamlarındaki rekor artışlar gerekse dış ticaret açığındaki rekor artışlar faiz indirilince rekabetçi kurlar ile ihracat artacak, dış denge fazla verecek, döviz bollaşacak ve enflasyon düşecek teorisinin geçerli olmadığını açıkça göstermektedir. Bu teori çerçevesinde uygulanan yanlış politikalar sonucu enflasyonun düşmesi bir yana hızla artmaktadır. Enflasyonun çözümüne yönelik olarak iktisat teorisinin ileri sürdüğü ve gelişmiş ülkelerin uyguladığı politikalar uygulamak yerine kur korumalı mevduat, enflasyon korumalı tahvil, döviz satışları ve ihracatçıların dövizinin belirli kısmının alınması gibi uygulamalara gidilmekte ve istenen sonuçlar alınamamaktadır.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.