enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
19,1750
EURO
20,7916
ALTIN
1.214,64
BIST
4.812,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Çok Bulutlu
18°C
Trabzon
18°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Çok Bulutlu
21°C
Salı Hafif Yağmurlu
18°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
12°C
Perşembe Az Bulutlu
12°C
RESİM AÇIKLAMASI

SIĞINMA-CI

SIĞINMA-CI

Birkaç gün önce köy minibüsünde iki teyzenin konuşması (70 yaşlarında) üzerine TÜİK verilerine bakma ihtiyacı hissettim. Ekonomik zorluktan, alım gücünün düşmesinden, çarşıya ancak fatura ödemek için indiğinden, bir şey almadan eve döndüğünden, bu yaşına kadar böyle sebze meyve fiyatı görmediğinden, köyde yaşamasına rağmen elektriğe çok yüksek fatura ödemek zorunda kalmasından, yem ve ot fiyatlarının iki katı olduğundan, bu şartlarda nasıl hayvancılık yapabileceğinden, yine köyde yaşamasına rağmen hayvanlarına paralı su içirmesinden, oğlunun torununa bez yetiştiremediğinden bahsetmişti.

Teyze tam gözlerinin içine bakılacak ve alkışlanacak ekonomi bakanı gibi brifing veriyordu minibüste. Mevzu öyle derinleşti ki teyze “keşke oğlumun bir çocuğu daha olsaydı, ama nasıl bakacaklar bu şartlarda, her şeyi hesap ediyorlar, bizim çocuklarımız bir çocuk ancak bakabiliyor da bu Suriyelilerin yanında dört beş çocuk görüyorum bunlar nasıl bakıyor bu çocuklara, ne yer içerler, nasıl geçinirler, bu nasıl göç, bu nasıl sığınmacılık şaşırıyorum” demez mi? Düşünen yurdum insanı her şeyi konuşuyor işte. TÜİK verilerine bakmayan fakat iyi bir gözlem yapan teyze Türkiye’nin demografik yapısının durumu, nüfus artış oranı hakkında da isabetli bir tespitte bulunmuş.

Biz şimdi gelelim TÜİK verilerine! 2021 yılında Türkiye nüfusu 1 milyon 65 bin kişi artarak 84 milyon 680 bin kişi olmuş. Oranlarsak; yıllık nüfus artış hızı 2020 yılında binde 5,5 iken, 2021 yılında binde 12,7 oldu. İlk bakışta ne güzel diyebiliriz. Pandemi’nin getirdiği olumsuz şartlar Cumhurbaşkanının üç çocuk hedefini gölgeleyememiş. Tam seviniyordum kii cümle; “yapılan araştırmalara göre Türkiye’deki yabancılar 2021’de bir önceki yıla göre 458 bin 626 kişi arttı” şeklinde devam etti. Bir çıkarma işlemi ile ülkemizdeki nüfus artışının neredeyse yarısının Suriyelilerin eseri olduğunu ve nekadar çok çalıştıklarını öğrenmiş olduk.

Geçici koruma statüsündeki kişilerin ülkemizde bitmeyen misafirlikleri bilimsel verilerle irdelendiğinde gelecek için çok da parlak olmayan sonuçlar gösterse de, halk da kendi içinde bu olumsuzlukları gözlemlemekte, fark etmekte ve yaşamaktadır. Ülkenin ekonomik olarak darboğaza girmesi ayrı bir kenara konursa “vatandaşın” çektiği geçim zorluğu ile “sığınmacının” yaşadığı serbestlik artık gözle görülür bir kıyaslamaya, eleştiriye sebep olmakta. Bu farklılık eğitimde sağlanan kolaylıklar, sağlıkta sağlanan öncelikler şeklinde de halkın gözünden kaçmamakta.

Hele hele sığınmacılara mülk alımında sağlanan kolaylıklar ile karşı komşusunun yabancı biri olduğunu gören vatandaş bir de onun seçimde oy kullanacağını öğrendiğinde vatandaş olarak kendi varlığını ve farkını sorgulamaya başlamakta. Kimi savaştan kaçıp yokluk içerisinde ülkemizde bir varlık bulmuş, kimi de varlığı ile gelip ülkemizde varlığına varlık katmış bu insanların her iki durumu da gören, sabahtan akşama kadar çalışıp bir arpa boyu yol katedemeyen, faturalarını zar zor ödeyip çocuklarına bir gelecek hazırlayamamanın verdiği endişeyi yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının canını ciddi ciddi sıkmakta.

Halka verilen sözlerin tutularak, muhacir, misafir olan bu insanların misafirliklerinin artık sona erdirilmesi ve geri gönderilmeleri yönünde ciddi çalışmalar yapılması gerekmekte. “Geçici Koruma” kavramının “koruma” kısmının yeterince sağlandığı şimdi ise “geçici” kavramının uygulanması sağlanmakta. Ya da “sığınmacı” durumdaki kişilerin sığındıkları evin baş köşesinde oturup ev sahibinin ayakta kalması, kendine yer bulamaması durumu ivedi ortadan kaldırılmalıdır. Aksi halde ev halkının/toplumun bu sıkışmışlık halinden bunalması sonucu bıkması istenmeyen bir kaos ortamının doğmasına neden olabilir.

https://twitter.com/mlk_dnc?t=HGywD4MDcd7OJdKwA7aUEw&s=09

Yorumlar

  1. Büşra dedi ki:

    Kaoslar Ankarada yaşandı bile.. dahası da muhtemel. Çok güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık. Devamını bekliyoruz. 👏🏻👏🏻👏🏻

  2. Tülay Önder dedi ki:

    👍👏👏👏
    Kalemine sağlık.

  3. Yakup Aktürk dedi ki:

    Adaletin terazisi bozuk.Günümüz de Adalet karaborsa..