enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,6617
EURO
10,1854
ALTIN
491,38
BIST
1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Sağanak Yağışlı
25°C
Trabzon
25°C
Sağanak Yağışlı
Çarşamba Gök Gürültülü
23°C
Perşembe Kuvvetli Sağanak
21°C
Cuma Sağanak Yağışlı
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C
RESİM AÇIKLAMASI
RESİM AÇIKLAMASI

M.Aydın

M.Aydın
03.07.2021
0
A+
A-

Aracımı çalıştırıp çıkmak üzereydim. Kırmızı ışık yanmadan hareket edecektim. Bir sonraki yeşil yanana kadar geçecek olan bir kaç dakika Bana çok uzun bir süre gibi geliyordu. Ben lambaya bakarken O da karşıya geçmek için bir adım atmıştı.

Akan trafikte Benden daha acelesi olan bir sürücü sarı ışık yanarken hızlanıp bir dakika daha beklemek istememişti. İhtiyar tereddütle bir an sendeledi ve sürücü de farkına varıp son anda frene bastı. O an sanki hayatta durmuştu.

Önce parmaklarının artık kavrayamadığı bastonu yere düştü. Eğilip almak istedi ama iki elinin parmaklarına çelik çengellere asılı gibi duran, belki de bütün imkanlarını seferber ederek aldığı sebze ve meyve poşetleri buna müsaade etmiyordu.

Her biri bir parmağına takılı poşetler teker teker yere düşmeye başlayınca O da onlarla birlikte düşercesine yere doğru yaklaşıyordu. Belli ki ezilmelerine ve etrafa dağılmalarına gönlü razı olmayacaktı.

Artık yaşlanmış ve eski gücünü kaybetmeye yüztutmuş çelik çengeller o yükü taşıyamaz hale gelmişti. Belki de üzerine çöken hayatın ağırlığıydı ona gücünü kaybettiren ve böyle iki büklüm yapan.

Onları yerden koparmak için yaptığı her hamle son poşetleri alırken başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Nihayet şimdi başardı dediğim anda bastonunu alırken yine bir kaç tanesi parmaklarının ucundan kayıp asfalta düşmüştü.

Fotoğrafçı iç güdüsü ve refleksi ile cam tutamağına takılı cep telefonunun deklanşör butonuna art arda birkaç kez hızla dokundum.

İlk andan itibaren bunları izlediğim 40, 50 saniye öylece dona kalmıştım. Yeşil ışık yandığı halde diğer araçlar da bekliyordu.

Aslında İhtiyarın parmaklarının ucundan kayıp giderek yerlere saçılan insanlığın vicdanı, merhameti ve vurdumduymazlığı idi..

Araçtan inmek için aracın kapı koluna elimi uzattığımda, yanımdaki arkadaşım bak toparladı inmeye gerek yok dedi. İhtiyar belki toparlayabilirdi ama Ben dağılmıştım, kafam allak bullak olmuştu. Benim toparlanmaya ihtiyacım vardı artık.

Kontağı kapatıp yanına koştum. Dur dedim Ben poşetlerini toparlar Seni götürürüm. Gözlerini yere dağılan servetinden ayırmadan; poşetleri nasırlaşmış parmaklarına geçirmeye çalışarak vakur ve sert bir ifade ile “yok” dedi.

Başka bir şey demesini beklemeden yerdeki poşetleri teker teker alıp Ben kendi işimi kendim görürüm dercesine Bana doğru uzattığı nasırlı ellerinin çelik çengellerine astım. Nihayetinde bastonunu da yerden alıp baş parmağı ile işaret parmağı arasına sıkıştırarak yerlere serilmiş vicdanımızı kum tepeciği misali bir araya toplayabilmiştim..

Doğruldu ve “giderim” deyip bir an evvel oradan uzaklaşmak istercesine kısa ama seri adımlarla yürümeye başladı. İlerideki köşede gözden kayboluncaya kadar ardından öylesine bakakaldım..

Afganlı mı? Özbek mi yoksa başka bir Milletten mi anlayamadım ama anladığım bir şey vardı! Biz insanlığımızı, merhametimizi ve “kimliğimizi” kaybetmek üzereydik.!!

Yorumlar

  1. Tülay Önder dedi ki:

    👏👏👏👏👏Muhteşem, gerçek bir insanlık dersi, duygulanmamak elde değil.
    Yazılarınızın içeriği harika, çok da güzel dile getiriyorsunuz.Kutlarım.