Her platformda dinî kullanarak fakirliği övenler, Peygamber bir hurma ile oruç açıp hasır üzerinde uyudu diye timsah gözyaşı dökenler, milli manevi duygularınızı Abdülhamit hikayeleri ile sömürenler, “hamdedin şükredin” diye telkinde bulunanlar saraylarda, villalarda Karun gibi yaşarken siz ucuz et, soğan ve patates kuyruğunda onları övüp ömür tüketiyorsunuz.
Soğan ekmek yeriz ama yeter ki ülke elden gitmesin diye sâfiyâne duygularla kendini avutan dayılar, amcalar, dedeler, ikbal ve menfaat peşinde koşan memur ve bürokratlar; çocuklarınızın, torunlarınızın geleceği elden gitti, şimdiden harcandı, ipotek altına alındı bilesiniz. Bu gidişle soğan ekmek bile bulmak lüks olacak..
Abdülhamid hikâyelerini bırakıp ne zaman bu ülkenin dağ gibi yığılmış sorunlarına döneceğiz acaba.? Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülke esaret altına girer. Derdimiz bir adamı kurtarmak değil, ülkeyi ve milleti kurtarmak olmalı.
Belagat ve hamasetle büyük bir kitleyi kontrol edenler sadece kendi şahsi ve ailevi ikballeri peşindedirler..
Ülkenin acilen bir milli mutabakata ihtiyacı var. Bir insanın iki dudağının arasına, iki bin yıllık tarihi olan ve bu topraklarda bin yıldır hüküm süren bir milleti teslim etmenin vebali de, geri dönülmez zararı da çok büyük olacaktır..
Bir dostumuzun deyimiyle:
Kibir ve riyakarlıkta Firavunu,
Gösteriş ve israfta Karunu,
Zalimlikte Nemrudu,
Ahlaksızlıkta ise Lut kavmini geçtiler.!
Allah İslam’ı ve Müslümanları “bağnazların şerrinden” muhafaza eylesin.!
Bahaneleri hep aynı…
“Ülkenin beka sorunu var!”
Aslında ortada sadece çıkar ve menfaat sorunu var. Menfaatin adı günümüzde “Beka sorunu” olmuş.
Daha dün iktidarın yanlışlarını sayıp dökenler, kıyasıya eleştirenler bakıyorsunuz bir gecede yanına geçip onun ağzıyla atıp tutmaya, sayıp sövmeye başlıyor..
Rahmetli Demirel’in Başbakanlık yaptığı dönemde saflarına aldığı biri için ona sormuşlar:
“Sayın Demirel, size sövüp duran o adamı neden partinize aldınız?”
Demirel cevap verir:
“Orada iken bize saldırıp bağırıyordu. Şimdi bizim kapıya bağladık, karşı tarafa sövüyor!”
Öyle bir hâle geldik ki; dört diploması olan iş arıyor, diploması olmayan dört yerden maaş alıyor.
İktidar giderse ülke elden gider, aç kalırız, maaş alamayız diye yaygara koparmak İslam’a da, ülkeye de, millete de yapılacak en büyük hakarettir..
Bin yıllık bir ülke sanki yirmi yıl önce bir kişi tarafından kurulmuş gibi, o giderse her şey biter imasında bulunmak, iki bin yıllık Türk tarihine ve Türklüğe ihanettir..
Bir fâniye bel bağlamak, varlığının güvencesi olarak görmek İslam inancına da terstir.. Hele de Müslüman bir Türk’ün aklının ucundan dahi geçirmemesi gereken bir düşüncedir.. Aksi takdirde ben ne yapıyorum diye tefekkür edin ve kendinizi sîgaya çekin.
Kutluyorum.👏👏👏
Kaleminize, yüreğinize sağlık.
Çok güzel dile getirdiniz anlayana…
Teşekkürler 🙏