Ekonomide 2021 senaryoları

0
3

Ekonomide 2021 senaryoları
Ekonomi yönetiminin pandemiden çok önce başlayan kredi ile büyüme tercihine işaret eden TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç’a göre “1 trilyona yakın kredi büyümesi yaptık. Bu, 4.5 trilyon TL’lik ekonomide çok büyük ve bunu olmayan bir kaynakla yaptık… Her üç ayda bir kredi etkisi veriyoruz ekonomiye ama pandemi olunca iş kontrolden çıktı” dedi.
Enflasyon Ve Büyüme
Fiyat istikrarının ön koşul olarak düşünülmesi gerektiğine işaret eden ekonomistler, sürece geçmişteki gibi enflasyon ve büyüme arasında seçim yapmak olarak bakılmaması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Ekonomistler düşük enflasyonun ileride gerçekleşecek kalıcı sağlıklı bir büyümenin yapıtaşı olduğunu belirtiyor.
Koç Üniversitesi Ekonomi Profesörü Selva Demiralp, “Biraz faiz artırıp enflasyon tam düşmeden faizi indirmek antibiyotiği yarım bırakmaya benziyor” dedi.
Akçay 2021 için %4.5 büyüme, %11-12 enflasyon öngörürken; Altınsaç %4 büyüme ve %11 enflasyon beklentisine sahip. Gürses’in tahmini ise %15 enflasyon, %2 büyüme yönünde oldu.
Seçimler doğru zamanda yapılmalı
TCMB’nin 2021’de vermesi gereken önemli kararlar olacağını belirten Akçay, bunların zamanlamasının da kritik olacağına dikkat çekerek, “Döviz alım ihaleleri tarafında yabancı girişleri çok önemli. Girişlerin kuvvetli olduğu zamanlarda bu ihaleleri açmamızda fayda var… Yavaşlama ihtimalinde ihalelere başlarsanız bu yanlış zamanlama olur” dedi ve ekledi:
“Kuru siz daha fazla aşağı gelmekten kurtarıp -yerini söylemiyorum- lokalleri çözmekte, yabancıları girişte teşvik etmek istiyorsanız; TL’nin değerlenmesinden ziyade, “değerlenmesine izin vermediğim, rezerv artırdığım bir yer var” görüntüsü vermeniz bence daha önemli.”
TCMB’nin faiz artışlarıyla zaman kazandığını ancak sorunların çözümüne odaklanılması gerektiğini belirten Gürses de, “Birçok sorun üs tüste ekleniyor, giderek daha büyük sorun haline geliyor. Son iki senede sorunlar halının altına süpürüldüğünde giderek halının altı kabarıyor” dedi ve ekledi:
“Vatandaşın döviz altın hesaplarından vazgeçmesini getirecek şey hukukun üstünlüğünün sağlanmış olması. Tasarruflarımıza, özel mülkiyetimize keyfi müdahale olmaz düşüncesi gelmesi gerekiyor. Bunun için siyasetin değişmesi, normalleşmesi gerekiyor.”
Bankacılık sistemindeki döviz mevduatlarının ağırlığının arttığını, bunun dağılımında altının ağırlığının ise 2018’deki %3.5’ten %16’ya çıktığını hatırlatan Gürses şöyle konuştu:
“Gerek fiziksel, gerekse hesaplarda altına yönelim var. Bu, Türkiye’deki siyasi hukuk krizinin vatandaşların bir mülkiyet kaygısına kapıldığının da göstergesi.
AİHM’in kararlarını mahkemelerimiz uygulamıyor. Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararları da uygulamıyor. Böyle bir fotoğraf içinde yerleşikler de doğru okuyarak tasarruflarını ona göre değiştiriyorlar.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz